gozdemu:

bir duş alırım ve iyi gelir zannediyorsun bazen suyun başına değdiği an sonun olabiliyor. böyle kırılmalar var. kocaman bir şeylere biriktirip,  minnacık şeylere patladığımız. istediğimiz şeyler küçücük, işte o küçücük şeylerin gerçekleşmemesi hayatımızdaki büyük güzellikleri hissettiremiyor ya bizlere, şöyle rahatça bir oh çekemiyoruz ya. ona kızıyorum.herşey değişiyor ve güzelleşiyor demiştim kendime, ben halledebilirim, bunlara ve bunlara ihtiyacım var ve de bunlara bir daha ihtiyacım yok dediğim şeyler vardı. çok netti herşey. yine becerememişim yine yanılmışım. şimdi doğru olan şeyi göremiyor, yine yanlışlarımı farkediyorum şu geç vakitte. ben hep geç kalırım zaten. 

mirandilberovic:

A tribute to the great #SennaSempre -Miran

artoftheautomobile:

Remember Senna.

akuseronok:

2013 Kawasaki ZX10R by Vark Masquez on Flickr.

Great looking zx10r

(via kawasakiusa)

Kawasaki ZX-10R VS Alfa Romeo MiTo SBK

 “Sizin sağ ya da sol görüşlü olmanız beni enterese etmiyor. Önemli olan düşüncelerinizde dürüst olmanız ve insanlara, olaylara karşı hakkaniyetli bir yaklaşım geliştirmenizdir”

Cristiano Lucarelli

Geçen canım kola çekti. Baktım evde yok, dur dedim dışarı çıkayım. Hem hava olmuş olurum. Neyse çıktım dışarı, mahalleyi ufaktan bir kolaçan ettim. Kimsede sıkıntı yok, işler gıcırında. Daldım bakkala bi tane kola aldım teneke olanlarından. Favorim şişe koladır, ama lanet gelsin zor bulunuyor. Mecburiyetten dolayı tenekede içiyorum. Aslında 50 kuruş daha koyup 1 litre de alabilirdim ama onun tadı tutmuyor, teneke gibi olmuyor. Sonuçta dar gelirliğin alemi yok, alırım delikanlılar gibi teneke kolamı içerim. Lan konu nerden nereye geldi, burdan koka kola’nın gizli formülüne kadar gideriz. Hem ben bu yazıda sosyal mesaj verecektim, konu çok dağıldı. Hemen toparlıyorum.

Aldım teneke kolamı, tam açıyordum hop yere düştü. Bir sherlock holmes tribine giremeden kolayı açtım. Sonuç: adeta bir etna yanardağı gibi fışkırdı. Tüm gazı kaçtı amk, ellerim şekerimsi bir hal aldı. Ağız tadıyla bir kola bile içemedim. Halbuki monoton yaşantıma renk katmıştım böyle olmamalıydı. Sonra sikerim kolasını deyip bi sigara yaktım, başladım kafamda kurmaya. Aslında bizi önce yere düşürdüler, sonra tekmelediler, yetmedi havada combo vuruşlar yaptılar. Bi gaz bile çıkaramadık, tepkimizi belli edip köpüremedik bile. Vücudumuzun tek ses çıkaran yeri götümüz olmuştu. Benzin 5 lirayı geçmiş, euro-dolar tavan yapmış cepte para yok… Sigaram bitmek üzereyken sanane amk dedim içimden milleti sen mi kurtaracan? Apartman yöneticisi mi olucan? Sen misin lan köyün delisi deyip sigaramı artisitik bir şekilde fırlatıp evin yolunu tuttum.

Gelin lan beyin fırtınası yapıyoruz. Ama bir şey rica edicem, bu yazıyı yazarken düz mantık insanlara hitap etmek istemiyorum. Hayata dümdüz bakan insan, her şeyi kuralına göre uyan insanlar bir zahmet uzaklaşsın. Amacım size bu yazıyı sonuna kadar okutup o önemli zamanınızı çalmak değil. İşiniz gücünüz yoksa gelin okuyalım, takılalım. Çünkü ben de şu an bu cümleleri yazarken tek satır bile silmiyorum.

Bir insan niye bu yazdıkları mı okur ki? Yoksa beni çok seviyor dur bakayım ne yazmış diye mi? Gecenin bu saatinde yapacak bir iş olmadığı için mi? Bilmiyorum ama buraya kadar geldiysek frekansı bir şekil kurmuşuzdur. Arada sırda ilgini çekmek için FONTU BÜYÜLTEBİLİRİM (Sadece burayı okuyanlar ne tembelsiniz lan, şurda 2 dakka aforizma yapıcaz, bırakın saçmalayayım). Bak müdür bu linke zorla tıklamadım, kendi hür iradenle tıkladın niye küfrediyorsun ki? Tamam lan devam ediyorum. Düz yaşamdan bahsediyorduk. Düz büyüdük kabul ediyorum, Millet neder korkusuyla yaşadık. Sevmişim milleti ama bazen sınırlar belliydi, bazen iki ülke arasına düşen yaralı askerler gibiydik. Bizi nereye gömeceklerdi? Niye gömsünler olum öldük mü biz?

Düz yaşamaktan kastım monoton bir yaşantı değil. Koyun gibi otlamak, diğerini takip etmekten bahsediyorum. Mesela benim adım Serhat, lakabım dövüş manyağı bazı kesimler beyin de diyor. Hani şu ninja kaplumbağalarda ki pembe renkli, dev gibi bi robotun içinde yaşayan elemandan bahsediyorum. En sevdiğim film Fight Clup. Ikea’dan aldığım bilgisayar masasının taksitleri bittiğinde evimi uçurmayı düşünüyorum.

Cidden ben bu tabuların yıkılmasını istiyorum. Bilinçaltı nisancılığı yapıp headshot yapmak gibi bir niyetim yok. Ama eminim bir yerlerde kaldırım çizgilerine basmadan yürüyen insanlar var. Hayatını etkileyecek bir sınava girdiğinde içinden sevdiği reklam jingle’ını mırıldayan insanlar da var ( Örnek olarak KOÇTAŞ’A GİDİYORUM, EVİMİİİ ÇOOKK SEVİYORUUUMMM) Aslında bunları yazarken bir font müziği oluşturmalıydım. İsteyen Iron Maiden’dan Brave New World’ü çalabilir. Buraya koymuyacam merak eden malum yerlere yazıp dinlesin.

İyi oldu, çoktandır buraya bir şeyler karalamıyordum. Şu an ızgara da ızgarada ki dayının tezgaha vurma seslerini, bir yandan abart egzozlu şahinin gezmesini hiç kafaya takmıyorum. Tek sıkıntım tuvalete gidip işemek. Ama olsun hayat çok güzel. Neyse ben gidiyorum önce işeyecem sonra kendime bir tek daha doldurucam. Unutmayın arada olur öyle, günde bir kere yıka bulaşıkları makinede:)